Şimdi bu Pirot ağanın soyu benim neyim olur?“ÇADIRIN İPİNDE BEŞ CEYLAN BAĞLIYDI...” Gazveden söz edecektin, nedir gazve?AHMED ARİF Gazve coğrafya olarak birbirine yakın aşiretler arasındaolamaz. Mesela Harran’dan Karacadağ’a gazveye gelirlerdi.Gazveye gelenler Araplardı. Özellikle “Siyale” aşireti çok savaşçıydı, vahşi,kan dökücü bir aşiretti. Ben bir sefer gördüm onları. Beş bin çadırdı. Yanibirer tüfekten beş bin tüfek. Tabii nüfusa göre, bazı çadırlarda beş tüfekde vardı. Saldırdılar Karakeçe’ye.Çünkü babam onların başkanını nezarete kapatmıştı. Gittim baktım, adamsırmalar içinde. Adı Hüseyin el Salih. Yakışıklı bir adamdı. Beni kucağınaaldı, sevdi. “Sana ceylanlar getirdim” dedi.Sonra babama sarıldım, öperken kulağına fısıldadım. “Kapıda iki silahlıArap var” dedim babama. O da bana fısıltıyla, “Git, Muhammet Şerif amcana söyle, benim tüfeğimi alsın gelsin” dedi.Çıktım gittim ben, babamın dediklerini Muhammet Şerif amcamasöyledim. Şerif amca bir tepenin üzerinde namaz kılıyordu. “MüslümanMüslümana kurşun atmaz” diye konuştu. Beni kovdu.Babamın tüfeğini aldım ki,
Osman diye bir delikanlı bütün aşiretesesleniyor: “Bu gelen Arap. Yalnız hükümete değil bize de geliyor. Bizi dekeser. Bizim kızlarımızı da sürükler. Bunlar vahşidir.”Osman daha sonra bir çadırdan muşambaya sarılmış filintasını çıkardı. Ozaman gene bir silah toplaması vardı. Köylülerde silah vardı ama, gizliydi.Yere gömüyorlardı.Ve Araplarla döğüş başladı. Bu kavgada yalnızca Muhammet Şerif amcakolundan yaralandı. Bir kurşun kolunu deldi geçti. Drei aşireti 500 atlı ilegeldi. Babam engel oldu. Araplar ne istiyorlar?AHMED ARİF Kuzeye, Karacadağ’a göçmek istiyorlar. Çok kuraklık vardıHarran’da. Ama adam en az elli cinayetten aranan biri. Ayrıca gittikleriyeri veba gibi kurutuyorlar, kasıp kavuruyorlar. Tabii gittikleri yerin deahalisi var. Koyunu, keçisi, sığırı var. Bahçeleri var. Tarümar ediyorlargiderken.Karacadağ ise pirinciyle, buğdayıyla, kayısısı, üzümüyle, her çeşitbitkisiyle, meyvesiyle, zahiresiyle zengin bir vatan parçası. Elbet bunlar dakorunacak, halkın malı çünkü.Çadıra koştum. Anam hasta, lohusa. İki tane uzun boylu zenci, bir ipekbohça dolusu altınla gelmişler çadıra. Çok güzel bir
kız, bir de onun anası.Neneme yalvarıyorlar: “Bunları kabul edin, hepinizi kesecekler... “ Nenem
de diyor ki: “Arif Bey de beni keser kızım. Bunları kabul edemem. Bizimeve haram girmez.”Silahşörler ile ana-kız bohçayı sırtladılar gittiler. Çadırın ipine baktım, beştane ceylan bağlıydı.Ve çatışma iki saat kadar sürdü. Hüseyin el Salih’i o kapatılan yerden alıpgötürdüler. Dağda deve leşleri, katır ve at leşleri kaldı. Kar izleri kaldı.Daha sonra babam Harran’da kaymakamlığa vekalet etti. Bir kaymakamınişi değildi ama, gitti Hüseyin el Salih’in evini bastı. Hüseyin el Salih ileyeğeni Avat’ı çarpışa çarpışa, yaralı olarak yakaladı. İkisini de Urfa’yagötürüp savcıya teslim etti.Burda bir güzellik daha var, onu da söyleyeyim.Bu Hüseyin el Salih tabii yattı çıktı. Cezasını çekti, ama itibarlı bir adamdı.Büyük bir aşiretin reisi. Sonradan benim eniştemle ortaklaşa çiftçilikyaptılar. Yani eniştemin ve babasının topraklarını ekip biçtiler. Eniştemeyeğenlerimi gösterip dermiş ki; “Bunların dedesi var ya, yiğit adamdı.” Amaç ne gazvede?AHMED ARİF Gazvede asıl amaç, çapul, yani
soygundur. Aşiretlerinsaklıda altınları, paraları vardır. Ama en değerli varlıkları hayvanlarıdır. Ohayvanlar yerine göre koyun sürüleridir, keçi sürüleridir ve yılkılardır.Yılkı diyorum, şimdi yanlış anlaşılan bir durum var Türkçede. Bakımsızatları, bakılmayacak kadar hasta atları dışarda bırakıyorlar kışın ölsündiye. Bu at sürüsüne de yılkı diyorlar. Aslı öyle değil. Bizde yılkı, aksine saf kan, çok değerli Arap atlarından oluşur.Mesela Dreji’nin oğlu Abdülkadir Beyin belki binden fazla saf kan Arap atıvardı. Bu atları Mustafa Kemal’e, İsmet Paşa’ya armağan gönderirdi.Seglaviler, Hamdaniler, Ubeyyanlar, bizim küheyl dediğimiz Küheylanlar...Öyle ki bakmaya kıyamazsın, bakmaya doyamazsın, öyle güzel atlar. İştegazve bunlar için yapılır. Bunlardan ne götürürlerse, ne talan ederlersekârdır.Ama gazvenin kaçınılmaz bir de şartı vardır. Gazve için sınırı geçmekgerekir. Yani Türkiye sınırları içindeyse imkânı yok barınamaz, Suriye’yegeçerse iş değişir. Yani gazveyi yapan aşiret ister. Türkiye’de yerleşikolsun, ister Suriye’de, mutlaka aldığını Suriye’ye geçirmek zorundaydı.Elbette Suriye’den Türkiye’ye geri almak için Türkiye’den de gazvecilergiderdi. Kimlerdi bu
gazveyi yapanlar?AHMED ARİF Çoğunlukla elbette o zarara uğrayan, gazve afetini atlatanaşiret, ya da onun savaşçılarıydı. Bir de hükümetin görevlileri, askerler,jandarmalar, onlar da aşiret kılığında giderlerdi. Yani bu birazmüsaadeliydi. Resmi olmasa da hükümetin gözü önünde, onun izni ileyapılan bir savaştı gazve. Sen de katıldın mı gazveye?AHMED ARİF Ben gazveye katıldım. Ama savunma için katıldım. Yoksagidip çapul yapmak için değil.Bir gün haber aldık gazveye gelecekler diye. Beni süslediler, sırmalı şalvargiydirdiler. 9-10 yaşında ya vardım, ya yoktum. Çok güzel bir kısrakverdiler. Ben kısrağa binemem diye direttim. Yalvara yakara kabulettirdiler. Çünkü ben, şahlanmayan ata binmezdim. Kısrak ise şahlanmaz.
Atımı da süslemişlerdi. Yalnız değildim. Bir-iki çocuk daha vardı. Biri GüleyHanımın oğluydu. Güley Hanım da Şahinbey Aşiretinin başı. Bir deçevremizde kılıçlı tüfekli korumacılarımız vardı.Gittik, çok güzel döğüştük.Hiç korkmadım. Benim için şenlik gibiydi. Toy gibi bir şeydi.Diyeceğim sık sık olur bu. Yılda
bir-iki defa. Arada devletlerarası sorunlarçıkardı. O zaman Suriye Fransızların, Irak İngilizlerin elindeydi